16 Aralık 2013 Pazartesi

Balda meyve

Aslında bugün için başka bir tarif yazmayı düşünüyordum ama dün gece Volkan'ın tatlı krizi tutunca işler değişti. Evimin direği ve pek şahane insan, biricik kocam Volkan "Kafamı nutella kavanozuna daldırmak istiyorum. Çıkıp nutella ve çilek alayım mı?"  gibi son derece tehlikeli ve bölücü ifadeler kullanmaya başlayınca duruma el atmak zorunda kaldım. Pazar akşamının geç saatleriydi ve geçtiğimiz hafta boyunca evde hasta yattığım için dolapta da pek bir şey yoktu açıkçası. Bir de üstüne aşırı halsiz olduğum için kısa sürece yapılacak bir şey uydurmam gerekiyordu. Ortaya aşağıdaki tatlı çıktı. Ben de belki pazartesi sendromunuza iyi gelir dedim.

Malzemeler
1 muz
1 elma
1 yemek kaşığı bal
Yarım bardak sıcak su
1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı
1 çay kaşığı (silme) tarçın
Kırılmış badem

1. Elma ve muzu soyuyoruz. Elmayı ince ince, muzları kalıncana doğruyoruz.


2. Hindistan cevizi yağını yapışmaz tavaya koyup ısıtıyoruz. Meyveleri tavaya dizerek bir yüzleri pişene kadar bekleyip sonra diğer yüzlerini çeviriyoruz. (Ben diğer yüzlerini çevirdikten sonra altını biraz kıstım).

3. Meyveler pişerken yardım bardak sıcak suyla balı ve tarçını karıştırıp eritiyoruz ve karışımı meyvelerin üzerine döküyoruz. (Döktükten sonra altını tekrar açtım)

4. Meyveler ballı sosu iyice çekip yumuşayınca (sos da koyulaşmış oluyor bu esnada) altını kapatıyoruz. Bir sıra meyve, üzerine badem şeklinde meyveleri bitene kadar sıralıyoruz. Üzerine tavada kalan ballı sostan bir kaşık ekleyip servis ediyoruz.


Biz ikimiz de bayıldık, çok lezzetli olmuştu. Bir daha ki yapışımda 2 muz kullanmayı düşünüyorum. Armutla da denenebilir, çok yakışır diye düşündüm dün yerken. Bir de badem yerine ceviz kullanmak da hoş olabilir. Artık varyasyonları denemek isze kalmış.


15 Aralık 2013 Pazar

Patlıcan salatası

 Evet, biliyorum, geçen hafta 3 günlük bir gecikmenin ardından yazdığım postda, her gün yazacağım, söz, demiştim. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ve pazartesi gecesi feci hastalanarak hastanelik oldum. Sonraki iki gün pek gözümü açamadan yatakta, sonraki iki gün ise yatay pozisyondan dikey pozisyona geçmeyi başaramayarak salonda battaniye altında, koltukta geçti. Son iki gündür biraz daha ayaklanmış vaziyetteyim ama hala üstümü değiştirsem ya da tuvalete gitsem yoruluyorum. Öyle bir haller içindeyim. Halbuki, size ne tarifler ne güzellikler hazırlamıştım geçen hafta sonu. Ne yapalım, bu haftaya kısmetmiş yazması.

Geçen hafta sonu doktoramın pek tatlı hanımları bizim evdeydiler. Ben de elimden geleni ardıma komayıp, ne bulduysam pişirdim. Önümüzdeki bir kaç gün, o sofranın tariflerini okuyacaksınız.

Malzemeler
7 patlıcan
1 baş kuru soğan
3 orta boy domates
Yarım demet maydanoz
1-1,5 limon (sos için)
1 limon (patlıcan kararmasın diye)
Zeytinyağı, tuz, kırmızıbiber

1. İlk olarak patlıcanları yıkayıp kuruluyor ve bıçakla üzerlerine delikler açıyor (fırında patlamış patlıcan seviyorsanız ayrı) ve fırın kağıdı serilmiş tepsiyle 200 derecede önceden ısıtılmış fırının tepe rafına koyuyoruz.


2. Bir zaman aralığı veremiyorum, çünkü biraz patlıcan, biraz fırın biraz ikisi arasında o gizemli ilişki belirliyor pişme süresini, ama patlıcanların bir yüzü aşağıdaki gibi göründüğünde, patlıcanları çevirerek, diğer yüzünde en az bu kadar pişmiş görünmesini bekliyoruz.


3. Patlıcanlar pişince (siz maşayla bastırdığınızda böyle yumuşakça içine çökünce), patlıcanları soyup, içine bir limonu sıkıp suyunu döktüğümüz bir kaseye alıyoruz. İyice limon suyuna bulayın ki, kararmasınlar.


4. Patlıcanları önce süzüp, minik minik, küp küp doğruyoruz. Biraz daha yıvır olsunlar derseniz, benim yaptığım gibi bütün patlıcanları doğradıktan sonra tekrar kesme tahtasına alıp büyük bir bıçakla taka tuka girebilirsiniz.


5. Domateslerin kabukları soyup minik küpler halinde doğruyoruz.


6. Soğanları piyazlık olarak doğrayıp katır kutur olmamaları için bir tatlı kaşığından biraz az tuzla ovuyoruz. Çok abartmayın suyu çok çıkmasın. Ama çok abarttınız diyelim, sorun değil, o zaman soğanları salataya eklemeden önce bir sudan geçirin.


7. Maydanozları yıkayıp pinçik pinçik olacak şekilde doğruyoruz.


8. Sonrasında bütün malzemeleri ve sos  malzemeleri karıştırarak servis ediyoruz.


Patlıcan da biraz mantar gibi nankör bir arkadaş. Yemeğinde sorun yok ama salatası için közlenince çekiveriyor utanmadan. 7 patlıcandan 2 avuç salatalık köz patlıcan çıkıyor. Bu şekilde domatesli soğanlı yapılınca, sarımsaklı yoğurtlu versiyonlarına göre daha bereketli oluyor. Bu da bendenizin pek hoşuna gidiyor. :)

9 Aralık 2013 Pazartesi

Tatlı patatesten pan kek

Efendim 3 günlük bir aradan sonra yeşil sahalara geri dönmüş bulunuyorum. Aslında tariflerim hazırdı yazacak ama biraz yoğunluk, biraz mızmızlık derken, yazmayalı 3 gün oluvermiş bile.

Bu tarifi geçen hafta pazar günü yapmıştım. Pazar kahvaltısında servis edecek alengirli bir şeyler olduğu zaman mutlu oluyorum ama o gün evde yumurta, biri büyük, biri küçük 2 tatlı patates ve muz dışında bir şey yoktu. Ben de pan kek yapmaya karar verdim. Hem kolay hem de çok lezzetli oldu. Bundan sonra sık sık yapacağım.

Tatlı patatesin faydalarından şurada anlatmıştım. O yüzden direk tarife geçiyorum.

Malzemeler
2 orta boy tatlı patates ( ya da bendeki gibi biri küçük biri büyük)
2 yumurta
2 yerli muz (küçüklerden)
Çeyrek kaşık karbonat
Birer tutam tuz, tarçın, zencefil, muskat
Pişirmek için yağ

1. İlk olarak tatlı patatesleri soyup, yıkayıp, haşlıyoruz.


2. Sonra bütün malzemeleri blender ya da rondodan geçiriyoruz. Blenderdan geçirecekseniz önce az patates ve yumurtaları, sonra yavaş yavaş diğer malzemeleri ekleyin, yoksa rahat karıştıramıyor. Karıştırma işlemi bitince aşağıdaki kıvamda mis gibi kokan bir şey elde ediyorsunuz.


3. Önceden ısıtılmış, yapışmayan bir tavaya abartmadan bir miktar karışımdan koyuyoruz. Benim önceki denemelerin yapışkan tava ve fazla karışım miktarı nedeniyle çöpe gitti. Biraz narin oluyor içinde un olmadığı için, çok koyarsanız çevrilmiyor.

4. Bir tarafları pişince ( ben tavayı salladığımda hareket ediyorlarsa pişti diye kabul ediyorum) pan kekleri çeviriyoruz.


5. Diğer tarafları pişinceya kadar bekleyip tavadan alıyoruz. Oldukça hızlı pişiyorlar. Bilginiz olsun.


6. Sonrasında bal ya da badem ezmesiyle, ya da ikisiyle birden servis edebilirsiniz. Ben denemedim ama Volkan'ın söylediğine göre reçelle de güzel oluyormuş.



Biz gerçekten çok sevdik, bence yeseniz siz de bayılırsınız. Tatlı patatesi nereden bulurum diyorsanız, ben buradan alıyorum. Bir de bu hafta mızmızlık etmeyip her gün yazacağım, söz!

5 Aralık 2013 Perşembe

Kinoa pilavı

Dün akşam yeni bir maceraya atıldım ve cesaretimi toplayıp 3 haftadır kiler dolabında bekleyen kinoayı yerinden çıkardım. Daha önceki kara buğday pilavı denemem hüsranla sonuçlanmıştı ve Volkan "yaaaanniiii bir daha yapmazsan üzülmem." diyerek konuyu kibarca kapatmıştı. O yüzden kinoa pilavını yaparken biraz  gergindim - tabii  kazıklanıp 1 paket kinoaya 25 lira ödememin de etkisi var gerginliğimde. Ama neyse sonuç bu sefer hüsran olmadı ve Volkan da ben de bayıldık kinoaya. Şimdi bu arkadaşı daha uygun fiyata satan bir yer bulmam gerek.

Peki efendim nedir bu kinoa, faydalı mıdır? Şöyle ki:

Kinoa süper besin olarak geçiyor. Kökeni İnkalara kadar dayanıyor. O zamanlar İnkalar kinoanın savaşçılarının gücünü artırdığına inanıyormuş. Tahıl sanılsa da aslında ıspanak benzeri bir sebzenin tohumu.
  • Yiyebileceğiniz protein değeri en yüksek besinlerden biri. 9 temel amino asidi de içeren tam bir protein.
  • Diğer  tahılların iki katı lif içeriyor. Yani bağırsakları iyi çalıştırıyor :). Ayrıca tansiyona ve diabete iyi geliyor.
  • Bol miktarda demir içeriyor.
  • Doku tamiri için elzem bir arkadaş olan lisine (lesine?) içeriyor.
  • Magnezyum açısından zengin. (Bundan bahsetmiştik daha önce)
  • Riboflavin (B2) oranı yüksek. B2 beyin ve kas hücrelerinde enerji metabolizmasını artıyormuş.
  • Alyuvarları ve diğer hücreleri serbest radikallerin hasarından koruyan manganezden de bol miktarda içeriyor.
Malzemeler
1 bardak kinoa
1,5 bardak su
Tuz

1. 1 bardak kinoa ölçüyoruz (pişmeden, ıslanmadan önce neye benziyor görün diye ekledim bu adımı :))



2. Tozundan isinden kurtulsun diye, biraz soğu suda bekletiyoruz. Ben salatayı yapana kadar maksimum bir 10 dakika beklettim.


3. Kinoa böyle pek bıdık pek kımıl bir arkadaş. Ufacık ufacık taneleri var. O yüzden tel süzgece boca edip orada da yıkıyoruz.


4. Bütün malzemeleri tencereye boşaltıp kapağını kapatarak kaynayana kadar yüksek ateşte pişiriyoruz. kaynayınca altını kısıyoruz.


5. Pilav suyunu çekince, önce bir karıştırıp sonra temiz bir bezle kapatıp demlenmesini sağlıyoruz.


6. Tataam! İşte hazır.


7. Ben belki sevmeyiz diye az koyarak servis ettim ama Volkan ikinci porsiyona heveslendi, öyle söyleyeyim.


Servis ederken normal pirinç pilavı gibi düşünüp eliniz bol davranmayın, çünkü o bıdıcık kürecikler oldukça doyurucu. 

3 Aralık 2013 Salı

Kabak mantı

Genlerini hiç inkar etmeyen bir Kayserili olarak mantıya çocukluğumdan beri aşırı bir düşkünlüğüm vardır (pastırma aşkımı, ve dedemin yaptığı çemenleri ekmeğe nutella gibi sürüp yiyişimi, dedemin beni çemen kızım diye sevişini anlatmayı başka bir bahara bırakıyorum). Biz küçükken ailenin bütün kadınları Yayamın önderliğinde bir araya gelir ve bir bütün günü mantı yapmaya ayırırlardı. Biz çok yiyelim diye Yayam mantılardan birinin içine boncuk koyar, çıkana da çikolata verirdi. Tabi üzülmemize gönlü elvermediği için bir şekilde 3. tabaktan sonra hepimizin tabağından bir boncuk çıkardı.Mantıyı kimse benim kadar sevemez diye düşünürken evlendim, ve o da ne! Volkan ve mantı aşkı pms kadın ve çikolata aşkı gibi. Aralarına girmek na-mümkün.

Tabi şimdi beslenme düzenimiz değişince mantı bizim için yemesi pek mümkün olmayan bir yemeğe dönüştü. Hem buğday unu, hem yoğurt... Yukarıda mantı aşkımızı uzun uzun anlatma sebebime gelince: Düşünün ki mantıyı böyle çok seven iki insan aşağıdaki tarif sayesinde tatmin oluyorlar, mantı aş ermeleri geçiyor, üstüne bir de lezzetten coşuyorlar. 

Malzemeler
Yemek için
1 kilo kabak
250 gr az yağlı kıyma
1 kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
Zeytinyağı
 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
Su

Sos için
1 kilo manda yoğurdu
6-7 diş sarımsak (biz bol seviyoruz)
zeytinyağı
Kırmızı biber
Sumak
Nane


1. Kabakları iyice yıkayıp, kabuklarını soymadan minik minik küp küp doğruyoruz. 


2. Rondolayıp kavurduğumuz soğanlara kıymayı ekleyip suyunu bırakıp çeke yazana kadar kavuruyoruz.


3. Kıyma suyunu çeke yazdığı anda salçayı (ben tatlı biber salçası kullandım) ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.


4. Kabakları kıyma+salça ortaklığına ekleyip bir kaç dakika kavuruyoruz.


5. Kabakların üzerine kaynar su ekleyip kapağını kapatıyoruz. Kaynayınca altını kısıp pişmeye bırakıyoruz.


6. Kabaklar pişerken yoğurdu sarımsaklıyoruz ( ben Manda yoğurdu kullandım, hem daha doğal hem daha sağlıklı). Kabakların pişmesine yakın, minik bir tavada yağ ve kırmızı biberi birlikte pişiriyoruz.

7. Pişen kabakların üzerine sarımsaklı yoğurt, biberli yağ ve isteğe bağlı sumak ve nane serperek servis ediyoruz.


Kabak çok hızlı pişen bir yemek olduğu için aceleniz olan akşamlar için iyi bir tarif. Ben altını kıstıktan sonra, yoğurdu ve yağı hazırlayana kadar pişti yemek. Ama biz çok pişmiş sevmiyoruz, siz damak tadınıza göre daha uzun süre pişirebilirsiniz.

2 Aralık 2013 Pazartesi

Badem ezmesi

Daha önce bu blogu yazma sebeplerimden birinin yeni beslenme düzenime göre tüketmek istediğim ürünleri Türkiye'de bulamamak ve bu ürünleri evde yapmaya başlamak olduğundan bahsetmiştim. İnternette araştırma yaparken insanların sürekli bir badem ezmesi lafı etmeleri, yaptıkları smoothielere badem sütü ve badem ezmesi koymaları ve benim de smoothie olayına girmek istemem aslında her şeyi başlatmıştı. Bu badem ezmesi bizim bildiğimiz Bebek badem ezmesinden değil yalnız. Daha çok kavanozda satılan fıstık ezmelerine yakın. İngilizcede almond butter olarak geçiyor. Hafta içleri genelde sabah kahvaltılarında genelde smoothie içiyoruz ve badem ezmesi hem tok tutuyor hem de daha çok lif almanızı sağlıyor. Bir de üstüne çok lezzetli. Bu denediğim ikinci badem ezmesi yapma yöntemi. Bu tarif daha az malzeme içerdiği ve daha çok hoşuma gittiği için bunu paylaşıyorum.

Malzemeler
1 bardak çiğ kavrulmamış badem
1 yemek kaşığı zeytin yağı
1,5 yemek kaşığı bal

1. Bademleri blender'a atıp yavaş hızda paralıyoruz.


2. Haznenin yan tarafına toplanan bademleri aşağı itip paralamaya devam ediyoruz.


3. Paralamaya devam ediyoruz. Fotoğrafta kaslı kolları kadar gelişmiş bir sabra sahip biricik Volkan'cığımın parmaklarını görüyorsunuz. Ben kahvaltı hazırlamakla meşgul olduğum için, yanlara toplanan bademleri aşağı itme işi ona kaldı.

4. Bademinize ve kullandığınız aletin gücüne göre 10 dakika sonra kadar bademler bir araya toparlanmaya ve tek bir gövdeymiş gibi hareket etmeye başlıyorlar. O noktada balı ve zeytinyağını ekleyip 1-2 dakika daha çeviriyoruz.


5. Ağzı kapaklı bir kaba bastırarak koyup, buzdolabında saklıyoruz.


Badem ezmesini yapmak çok kolay ancak biraz sabır istiyor. Bademleri biraz fırında kavurursanız süreç hızlanıyormuş ama ben şahsen kavurmak istemedim.

Bu badem ezmesi marketlerde satılan fındık/fıstık ezmeleri gibi kremamsı bir yapıda değil. Onu yapmak da mümkün evde ama daha uzun sürüyormuş, ben de Volkan'a kıyamadım açıkçası. Belki dün aldığımız Tefal'in dört bıçaklı çılgın rondosuyla yapmak mümkün olur. Hatırlarsanız geçen hafta eski rondomun kapağını halletmiştim eve fındık ezmesi yapmaya çalışırken. Bu yeni rondodan oldukça umutluyum, satıcı kadın yanlarda toplanma sorunun olmadığını iddia etti, göreceğiz bakalım.

Dikkat çekmek istediğim bir noktada şu, eğer evde canavar gibi bir mutfak robotunuz ya da über çılgın bir blenderınız yoksa, tek seferde uzun süre çalıştırmayın aleti ki, benim yaktığım gibi yakmayın. bir seferde 10 saniye, sonra 1-2 saniye mola daha iyi bir tercih olabilir.

1 Aralık 2013 Pazar

Kestane tatlısı

Geçen hafta kestane mantarı sote tarifi verdiğimde pek sevgili Fulya'cım kestaneli bir tarif istemişti. Ben de önce internetten araştırdım ama içime sinen ya uyarlanabilecek bir şey bulamayınca kendim uydurmaya karar verdim. Oldukça meşakkatli ve maceralı bir deneyim oldu ama bence sonuç hepsine değdi. Gerçekten hem çok lezzetli hem de göze çok hoş görünen bir tatlı çıktı ortaya.

Malzemeler
 1 file kestane (manavda öyle satılıyordu, tahminen 600-700 gr.)
6 tane hurma
4-5 kuru kayısı
1 avuç goji berry
4 yemek kaşığı kaşık bal
Su (kestaneyi haşlamak için)

1. Kayısı, hurma ve goji berileri suya koyup bekliyoruz.



2.  Kestanelerin göbeklerini çapraz şekilde çiziyoruz. (Bu kısım benim için oldukça kolaydı, geçen sene Ankara'dan bir alet almıştık bu iş için. Züccaciyelerde var.) Sonra bol suyla kaynamaya bırakıyoruz. (Ben bu noktada kestaneleri ocakta bırakıp kahvaltı etmeye gittim. Sonuçları hoş olmadı. Şu an dibi tutmuş bir tencerem var)


3. İyice yumuşayan kestaneleri ocaktan alıp süzüp, soyuyoruz (bu aşamanın fotoğrafı yok, dibi tutmuş tencereden dolayı). Ben şahsen kestaneler haddinden fazla piştiği için aşırı zorlandım bu aşamada. Kestaneleri soymaktan çok, çay kaşığıyla kabuklarından kazıdım demek daha doğru olur. O kadar kestaneden yalnızca 1 tanesini bütün halde çıkartabildim. Ancak zaten püre haline gelecekleri için kestaneler sorun olmadı.

4. Kestaneleri püre zıbırıyla ezmeye başlıyoruz (Bu esnada kaslı kollarıyla şikayet etmeden yardıma koşan bir Volkan aşırı yardımcı oluyor :)). Süper Volkan kestaneleri ezerken artık suda iyice şişmiş olan (benim bu noktaya gelmem 2 saat kadar sürdü - kahvaltı da dahil tabi ki) kayısı ve çekirdeklerini çıkarttığımız hurmaları küçük küçük kesip karışıma ekliyoruz.


5. En kahraman Volkan, kestane karışımını ezmeye devam ederken tatlıyı koyacağımız kabı, tatlıyı çıkartırken zorlanmamak için streç filmle kaplıyoruz.


6. Artık iyice yumuşamış olan karışıma önce balı, en sonda goji berileri ilave ederek bir kaç dakika daha ezmeye devam ediyoruz.


7. Karışımı streç filmli kaba boşaltıp iyice bastırıyoruz ve bir kaç saat buzdolabında dinlenmeye bırakıyoruz.


8. Servis etmeden önce çikolataları ben mari usulü eritiyoruz. Ben daha önce verdiğim fındıklı çikolata tarifinin fındıksız versiyonunu kullandım, bir de evde bir kaç parça %70 kakaolu çikolata vardı onu ekledim.


9. Erimiş çikolatayı dilimlediğimiz tatlının üzerine dökerek servis ediyoruz. Kocamıza da kocaman bir öpücük vererek teşekkür ediyoruz.


 Dün akşam 3 kişi (biri ben) tadına baktı ve oldukça beğendi herkes (ben dahil). Kestane seviyorsanız tavsiye ederim. Vegan versiyonu için bal yerine agave şurubu kullanarak yapabilirsiniz.

İnternette ne olabilir diye dolaşırken pek çok kestane unu tarifine rastladım. Eğer bulabilirsem unu bir de onu deneyeceğim bakalım.