19 Kasım 2013 Salı

Balkabağı çorbası

Bir kaç hafta önce Korece kursundan arkadaşım Merve'yle ders çalışmak için Fransız Kültür Merkezinin içindeki Cafe Français'e gitmiştik. Bir noktada karnımız acıktı, günün çorbasını sorduk, garson havuç çorbası dedi, biz de istedik. Çorbalar geldi, çok da lezzetlilerdi, ama havuçtan daha baskın bir tat vardı içinde. Merve ile uzun süren bir çorbayı ağızda tutarak havaya bakma seansının ardından içindeki gizemli malzemenin bal kabağı olduğu sonucuna vardık. Çorba çok hoşuma gidince internette bayağı bir araştırdım ama, Cafe Français'de yediğimiz çorbanın temiz ve berrak tadını verebilecek bir tarif bulamadım. Ben de aşağıdaki tarifi uydurdum. Şimdilik iki kere yaptım. Yiyenlerden 3 ü çok beğendi (üçü de kadın), diğer ikisi kayıtsız kaldı (ikisi de erkek). Ben şahsen çok beğendim. Denemesi size kalmış. Yaparsanız bana nasıl bulduğunuzu bir haber ediverin.

Malzemeler
1 büyük dilim bal kabağı
4-5 havuç
Tuz-karabiber
Su
Bir çay kaşığı (silme) kakule
Zeytinyağı (hindistan cevizi yağı da olabilir)


1. Balkabağını ve havuçları yıkayıp temizleyip irice doğruyoruz.

2. Havuç ve balkabaklarını zeytinyağında 3-4 dakika kadar çeviriyoruz.


3. Kaynattığımız suyu sebzelerin üstüne çıkacak kadar koyup, kakule, tuz ve karabiberi ekliyoruz. Düdüklü tencerenin en düşük ayarında (ben tefal clipso vitamin ayarında yaptım) buhar tavan yaptıktan sonra15 dakika pişecek şekilde ayarlıyoruz. 


4. Bu onbeş dakikanın sonunda çorba hala aşağı yukarı yukardaki gibi görünüyor. Aşağıdaki gibi görünmesi için bir el blenderını tencereye daldırıp bıztlatıyor çorba kremamsı bir hal alana kadar.


Bence bu çorbaya badem  veya hindistan cevizi de çok yakışabilir. Bolca A vitamini, beta karoten ve B vitamini içeriyor ve pek süperli bir anoksidan bu çorba. Minerallerden de ne ararsanız var. Benden söylemesi.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Hindistan cevizi sütü

Madem bugün pazartesi, haftaya kolay ve leziz bir şeyle başlayalım dedim. Badem sütünden çok daha hızlı ve kolay olmakla beraber bir o kadar faydalı bir arkadaşımız. Faydaları şöyleymiş:

  • Yüksek miktarda manganez içerdiği için kan şekerinin düzenlenmesine yardım ediyor
  • İçindeki laurik asit sayesinde bedenin enfeksiyonlarla savaşmasına yardım ediyor
  • Bakır ve c vitamini sayesinde cildi süperleştiriyor
  • Selenyum sayesinde artritle semptomlarını azaltıyor
  • Süper bir antioksidan, vücudunuzdaki serbest radikallerle savaşıyor.
Daha da bir sürü faydası var ama gerisini bulup çıkartmayı size bırakıyorum.

Bu tarif için paleo cafe de gördüğüm hindistan cevizi sütü tarifini uyarladım. Paleo cafenin sahibesi, taze hindistan ceviziyle yapmış sütü. Ama ben cevizleri kırmak vs. gibi uzun işlere gelemediğim için marketlerde satılan katkısız hindistan cevizi parçacıklarıyla denedim. Oldukça da başarılı olduğunu düşünüyorum.

Malzemeler
1 bardak hindistan cevizi (pakette parçacıklı olandan)
3 bardak kaynar su

1. Hindistan cevizi parçacıklarını ve 3 bardak kaynar suyu bir kapta karıştırıp bırakıyoruz. Kabın cam ya da plastik olmamasına dikkat etmek lazım. Geçenlerde bir arkadaşım kaynar su + cam ikilisi yüzünden çok kötü yandı (çoook geçmiş olsun tekrar pelincim, eğer okuyorsan). Plastik de malumunuz, sıcakla birleştirmek pek akıl karı değil. Ben annemden gelen bu çelik karıştırma kabını kullanıyorum. Siz tencere gibi bir şey de kullanabilirsiniz böyle süpersonik bir karıştırma kabınız yoksa.



2. Karışım 30-40 dakika bekledikten sonra topluc blendera koyup en hızlı seviyede karıştırıyoruz. Benim blenderımın karıştırma haznesi cam olduğu için ben su ılınınca yapıyorum bu işlemi ama eğer sizinki plastikse, su soğuyana kadar bekleyin.

3. Aşağıdaki gibi eşit kıvamlı bir karışım oluşana kadar blenderı çalıştırmaya devam ediyoruz.


4. Hazır olunca arkadaşı alıp badem sütünde yaptığımız gibi kap, tel süzgeç, tülbent pramidinin tepesine döküyoruz ve sıkarak süzüyoruz.

5. Sıkı kapaklı bir kavanozda buzdolabında saklıyoruz.


6. Kalan posadan hindistan cevizi unu yapmak için tülbentte kalan hindistan cevizi parçacıklarını yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine yayıp arada karıştırarak kurutuyoruz. Kuruduktan sonra rondodan geçirirseniz daha ince bir hal alıyorlar. Unu da sıkı kapaklı bir kavanozda buzdolabında saklıyoruz.


Hindistan cevizi sütü de badem sütü gibi ertesi gün daha lezzetli oluyor ve aynı onun gibi buzdolabında beklediğinde yağlı kısım üstte toplanıyor, çalkalayınca kendine geliyor. Ben kendisini hem yemeklerde hem de smoothie gibi içecekleri hazırlarken çok kullanıyorum.


17 Kasım 2013 Pazar

Mercimek Salatası

Mercimek salatası benim en sevdiğim salatalardan biri. hem çok lezzetli, hem de içinde vitamin ve protein açısından oldukça zengin bir salata. Ben genelde pazar günü yapıp sonraki bir kaç gün yemeklerin yanında servis etmeyi seviyorum. Haftaiçi iş dönüşü yapmak için biraz uzun süren bir salata. Çok kolay olmasına rağmen bir sürü yıkama doğrama işi barındırıyor içinde çünkü. Ben de o yüzden vaktim varken yapıp vaktim olmayan günlerin kurtarıcısı olarak kullanıyorum.

Malzemeler
1 bardak yeşil mercimek
Yarım demek dereotu
4-5 taze soğan
3-4 kapya biber (büyüklüğe göre)
10 adet kornişon turşu
1 diş sarımsak
3 yemek kaşığı öğütülmemiş keten tohumu
1 yemek kaşığı sumak
zeytinyağı
limon 
nar ekşisi
tuz

1. Önce mercimeği kahverengi suyunu bırakana kadar suda bekletiyoruz. Mercimek hazır olduğunda aşağıdaki gibi görünüyor. Suyunu süzüp iyice yıkıyoruz.


2. Mercimekleri üzerini bir parmak geçecek kadar suyla yumuşayana kadar haşlıyoruz. Haşlama süresi mercimeğin cinsine göre değişiyor. Çok yumuşayıp kabuklarını salmamaları için ara ara kontrol etmekte fayda var.


3. Mercimek haşlanırken kapya biberleri küçük küçük doğrayıp biraz zeytinyağı ve bir diş sarımsakla yumuşayana kadar kavuruyoruz ama biberlerin ölmemesine de dikkat ediyoruz.


4. Haşlanan mercimeği süzüp üzerine ince ince doğradığımız dereotu, taze soğan ve kornişon turşu ile pişen biberleri ekliyoruz. Zeytinyağı, limon, sumak, keten tohumu ve nar ekşisini de ekleyerek karıştıyoruz.


5. İşte hazır hem çok renkli hem de çok lezzetli :)



Mercimek salatasını servis etmeden bir saat kadar önce hazırlarsanız süper olur. Böylece keten tohumları sos sayesinde yumuşar ve kıtıt kıtır ağzınıza gelmezler.

16 Kasım 2013 Cumartesi

Hint usulü tavuk pilav

Bugün haftaiçi verdiğim tariflere göre pek de o kadar hop diye olmayan bir yemek tarifi yazacağım. Yine çok kolay, sadece bir kaç aşamadan oluşuyor. Yine de toplam pişirme süresi  1 saati geçmiyor.Aslında hintlilerin tavuk pilav olayı var mı bilmiyorum. Bol köri kullandığım için bana çok uygun bir isim gibi gelmiştir hep. Seneler içinde de yiyenler arasında kabul gören bir isim oldu. Biz genelde bu yemeği yanında mercimek salatasıyla tüketmeyi seviyoruz. Onun tarifi de yarın gelecek.

Malzemeler
Pilav için
1 bardak esmer pirinç
2 bardak su
Tuz

Tavuk için
1 kilo fazla yağları alınmış jülyen kesilmiş kalça tavuk
4-5 tane biber
3/4 bardak kadar mısır
3 yemek kaşığı köri
Kırmızı pul biber

1. Önce pilavı yapıyoruz, o pişip demlenirken tavuğu halledeceğiz. 1 bardak esmer pirinci iyice yıkadıktan sonra 2 bardak su ve suyla birlikte tencereye koyuyoruz. (Bu tarifi Gwyneth Paltrow'dan öğrendim. O 1 + 3/4 bardak su koyuyordu. Ama satıcı bu tencereyi alırken seramik tencereler daha çok su çekiyor dediği için ben biraz daha fazla koydum. )Kaynayınca kapağını kapatıp, ocağın en düşük gözünün en kısık ateşine koyuruz.

 2. Pilav suyun çekince 5 dakika havlu koyup dinlenmeye bırakıyoruz. (Gwyneth Paltrow 45 dakika sürüyor pişmesi demişti ama 25 dakika da pişti. Kendisine çok minnettarım. Yıllar süren esmer pirinç oran orantı sorunuma çare oldu). Sonuç aşağıdaki gibi oluyor. Benim gibi beyaz pirinç pilavını doğru düzgü yapmayı hiç becerememiş biri için büyük başarı. Ay lav yu Gwyneth Paltrow.


3. Biberleri ince ince doğrayıp zeytinyağıyla kısık ateşte kavurmaya başlıyoruz. Ben bu iş için önceden hazırlayıp buzluğa attığım biberleri kullandım.


4. O sırada elimize bir eldiven ya da buzdolabı poşeti takarak köri ve tavuğu bir kapta karıştırıyoruz (köri ellerinizi boyasınn istemezsiniz)


 5. Tavukları biberlere ekleyip altını açarak kavurmaya başlıyoruz.

6. Tavuklar yanda kavrula dururken, donmuş mısırları çözme işine giriyoruz (Ben donmuş kullanıyorum konservenin içinde ne olduğu belli değil diye). Bu iş içinde su kaynatıp tenceredeki mısırların üzerine döküyoruz ve sonra su tekrar kaynayana kadar bekleyip, süzüyoruz.


7. Tavuklar suyu salıp çekmeye başlayacakları sırada mısırları ve kırmızı biberi ekliyoruz. (Ben genelde bu aşamada köriye bayılan bir insan olarak fazladan köri de koyuyorum. Damak tadınıza kalmış)

8. Pişen tavukları hazırladığımı esmer pirinç pilavıyla karıştırıyoruz. Hop bitti işte!

Ben bu yemeği bayağı seviyorum. Esmerde olsa pirinçtir diyerek ayda-iki ayda birden fazla yapmamaya çalışıyorum. Oldukça da bereketli bir yemek, yanında mercimek salatasıyla 5-6 kişiyi rahat rahat doyuruyor. 

15 Kasım 2013 Cuma

Badem unundan baharatlı muffiin

Bugün lab toplantım olmadığı için geç kalkacağımdan, dün bu sabah volkan kahvaltıda yesin diye bu muffinleri yaptım. Haftasonunda belki kahvaltıda yemek isteyenler olur diyede bugün bu tarifi yazayım dedim. Aslında bu benim ikinci denemem bu tarifi. İlkinde 2 yumurta ve çok karbonat kullanmıştım (evde iki yumurta vardı). Sonuç olarak muffini ağzınıza attığınızdaki güzel tat sonradan dilinize yapışan karbonat tarafından tarümar ediliyordu.Tadına bakmadan pazar günü annemlerdeki geniş aile kahvaltısına götürdüm. Hoş bir tecrübe değildi :) 
Ben de ikinci seferde 3 yumurta ve az karbonat kullandım. Oldukça beğenildi. Buyrun bakalım.

Malzemeler
2 bardak badem unu
3 yumurta 
Çeyrek su bardağı zeytinyağı
Çeyrek su bardağı su
Yarım çubuk vanilya
3 çorba kaşığı bal
1  çay kaşığı (tepeleme) tarçın
1 çay kaşığı (silme) karbonat
Yarım çay kaşığı zencefil
Yarım çay kaşığı kakule
Bütün malzemeler oda sıcaklığında

1. Önce yarım çubuk vanilyayı ortadan ikiye bölüyoruz ve içindeki tohumları bıçakla kazıyoruz.


2. Badem unu, tarçın, vanilya, kakule ve zenfelili bir kapta birleştirip iyice karıştırıyoruz.


3. Yumurtaları köpük köpük olana kadar önce kısa süre düşük hızda sonra 3-4 dakika yüksek hızda çırpıyoruz.


4. Önce zeytinyağı ve suyu, sonrada da balı yavaş yavaş yumurtalara ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz.

5. Yumurtalı karışıma hazırladığımız toz karışımı yavaş yavaş ekleyerek çırpıyoruz. Sonuçta karşımıza aşağıdaki arkadaş çıkıyor:


6. Silikon kalıpları yağlayarak içlerine 2/3 oranında cıvık karışımımızda dolduruyoruz. bu miktarlarla 12 muffin çıkıyor.  Nihani ürün oldukça yumuşak ve süngerimsi bir dokuda olacak. Eğer sevimli olsun ya da daha kolay çıksın diye kağıt  kalıplar koyarsanız,  yapışıp çıkmadıklarını görecekseniz. 


7. Tatam! işte hazırlar. Ama az önce bahsettiğim nedenden ötürü, çıkarmaya çalışmadan iyice soğumalarını bekleyin. Çıkartırken kenarları bıçakla ayırırsanız daha kolay oluyor.


8.  İşte son durum. Alışık olduğumuz muffinler kadar kabarık değiller, ama onlar kadar leziz ve onlardan daha sağlıklılar.


Badem unu kullanırken unutulmaması gereken bir nokta var. Tek bir porsiyon muffin, 1 avuç bademe eş değer. Yani sağlıklıda olsalar, bunlardan bir oturuşta çok fazla yemek çok mantıklı değil. Ben bir tane yersem o gün badem yemiyorum, bir tanenin de üstüne çıkmıyorum.







14 Kasım 2013 Perşembe

Elma suyu

Aslında bugün size, yeni uydurduğum bir tatlı olan balkabağı pudingini anlatacaktım, ama telefonum pudingi yaparken çektiğim fotoğrafları yemeyi uygun görmüş. Tarifi mecburen yeniden yapmak zorundayım şimdi. İşte bu nedenle size katkısız ve dünya süperi, pek tatlı ve bir o kadar sağlıklı elma suyu tarifini yazıyorum bugün. Bu aslında benim tarifim değil. Prof. Dr. Ziya Mocan'ın tarifinin uyarlaması. O nereden almıştır bilemiyorum. Kendisinden zerre hazzetmememe karşın bu tarifi öğrendiğim için memnunum. Bizim evde elma suyu çok tüketilirdi, ben bu tarifi öğrendiğimden beri artık almıyoruz. 

Malzemeler:
1. 4 adet elma
2. 1 adet limon
3. 4 kabuk tarçın (barut tarçınsa biraz daha az konabilir)
5. 6-7 karanfil
6. 4 litre su

1. Efendim, öncelikle elmaları ve limonu iyice yıkıyoruz. (Eğer benim gibi organik elma ve limon kullanmıyorsanız, kabuklarını soyun mutlaka, zira elma en çok ilaçlı ürünler listesinde bir numara. Ben İpek Hanım'ın çiftliğinin muhteşem organik elma ve limonlarını aldığım için, kabukları soymuyorum.). Sonra çeriyle çöpüyle, kabuğuyla çekirdeğiyle hepsini ufakçana ufakçana doğruyoruz.


2. Bütün malzemeleri büyük bir tencereye koyup orta ateşte kaynamaya bırakıyoruz.


3. Ara sıra karıştırıp, tadına bakarak meyvelerin tadı çıkana kadar kaynatıyoruz.


4. Meyve suyunu tel süzgeçten geçirip, şişelere koyarak soğumaya bırakıyoruz. Sonrada buzdolabına koyuyoruz. hazır sıcakken de elma çayı olarak içebilirsiniz. Öyle de pek leziz.


  • Asıl tarifte limon yerine 2 elma için 1 portakal gibi bir oran vardı ama bize fazla tatlı geldiği için ben portakalı limonla değiştirip, iki limon da fazla ekşi olunca sayıyı bire düşürdüm. Eğer siz portakalla yapmak isterseniz, kabukları soyun zira tadı acıtabilir. 
  • Limonun tadı elmaya göre daha çabuk çıkıyor, eğer daha dengeli olsun isterseniz, limonları daha sonra atabilirsiniz. 
  • Ben misket limonuyla da denedim. Eğer siz de deneyecekseniz kabukları mutlaka soyun çünkü çok acıttı tadı ve içemedik.
  • Eğer benim gibi okumalara dalıp uzun süre kaynatırsanız, biraz daha yoğun oluyor tadı, meyveler eridikleri için. Ağız tadınıza göre kaynatma süresiyle oynayabilirsiniz.
  • Kaynattıktan sonra elmaları süzüyoruz ya, o elmaları direk atmaya siz de kıyamazsanız benim gibi, soğuduktan sonra çatalla ezip, yüzünüze sürün. Elma cilde pek faydalı.
  • Son olarak, biz çok sevdiğimiz için zevk için içiyoruz ama aslında bu elma suyu içindeki tarçın ve limonla birlikte pek vitaminli pek şahane bir şey. Hem metabolizmayı hızlandırıyor, hem de vücuttaki fazla suyu atmanızı sağlıyor. 





13 Kasım 2013 Çarşamba

Badem sütünde tavuk

Eh, sütümüz hazır, yemeğin yanına yenecek sebzeyi de yaptık. O zaman bir tavuk yemeği yapmanın da vakti geldi sanırım.
Bu tarif tamamen benim uydurmam, 2 kere denedim, ikisinde de güzel tepkiler aldım. Aşağıda iki deneme arasındaki farkları da paylaşacağım.

Malzemeler (4 kişi için):
1 kilo tavuk (kalçadan fazla yağları alınmış ve kuşbaşı doğranmış)
Yarım bardak badem sütü (süt kullanıyorsanız o da olur ama badem sütü çok güzel bir lezzet veriyor)
1 tatlı kaşığı acı sos (ev yapımı, tarifi ileride gelecek)
1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı
1 tatlı kaşığı zerdeçal
1 tatlı kaşığı kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber
Yarım limonun suyu
Biberiye
1 soğan rendelenmiş
3-4 diş sarımsak ezilmiş ( ben soğan ve sarımsak kardeşleri önceden hazırlayıp buzluğa atıyorum, bunu da nasıl yaptığımı bilahare anlatacağım)
Biraz zeytinyağı

1.  Önce sarımsak, soğan ve zeytinyağı dışındaki bütün malzemeleri karıştırıyoruz.Ben Volkan çok hazzetmiyor diye biberiyeyi az, çok seviyor diye kimyonu çok koydum. Acı seviyoruz diye ekstra kırmızı biber ekledim. Siz de baharatlarıyla gönlünüze göre oynayabilirsiniz. Ama sakın zerdeçalı atlamayın. Über faydalı bir arkadaşımız.

2. Ağzı kapalı bir şekilde soslanmış tavuklarımızı 4-5 saat kadar buzdolabında bekletiyoruz. Ne kadar çok o kadar iyi.

3. Yemek saatine yakın (yarım saatte pişiyor çünkü) tavukları buzdolabından çıkarıyor ve zeytinyağında kavurduğumuz soğanın üstüne ekleyip karıştırıyoruz.

4. Tavuk suyunu salınca sarımsakları ekliyoruz.

5. Tavuklar iyice suyunu çekene kadar harlı ateşte arada karıştırarak (yanmasın çocuklar) pişiriyoruz. Ocaktan almadan önce tuz ekliyoruz ve bitti hop.


Ben bu tarifi 2 kere yaptım. İlkinde fırında, ikincisinde tavada. İki türlü de çok leziz oluyor. Yalnız fırında biraz daha uzun sürüyor ve arada fırını açıp tavuğu karıştırmak gerekiyor bütünleşmesin tavuklar diye. Fırın versiyonu biraz daha yumuşak. Bence aceleniz olup olmamasına göre iki yöntemi de kullanabilirsiniz.

Tarifte dikkatinizi çekmek istediğim iki nokta var. İlki limon suyu. Ben her tavuk yemeğinde limon suyu kullanıyorum. Çünkü eti çok yumuşatıyor. İkincisi de tuz. Hiç bir tavuk ya da et yemeğinde, pişerken tuz eklemiyorum. Zira tuzla pişince etlerin sertleşiyor.

Evet, şimdilik bu kadar, afiyet olsun.