3 Aralık 2013 Salı

Kabak mantı

Genlerini hiç inkar etmeyen bir Kayserili olarak mantıya çocukluğumdan beri aşırı bir düşkünlüğüm vardır (pastırma aşkımı, ve dedemin yaptığı çemenleri ekmeğe nutella gibi sürüp yiyişimi, dedemin beni çemen kızım diye sevişini anlatmayı başka bir bahara bırakıyorum). Biz küçükken ailenin bütün kadınları Yayamın önderliğinde bir araya gelir ve bir bütün günü mantı yapmaya ayırırlardı. Biz çok yiyelim diye Yayam mantılardan birinin içine boncuk koyar, çıkana da çikolata verirdi. Tabi üzülmemize gönlü elvermediği için bir şekilde 3. tabaktan sonra hepimizin tabağından bir boncuk çıkardı.Mantıyı kimse benim kadar sevemez diye düşünürken evlendim, ve o da ne! Volkan ve mantı aşkı pms kadın ve çikolata aşkı gibi. Aralarına girmek na-mümkün.

Tabi şimdi beslenme düzenimiz değişince mantı bizim için yemesi pek mümkün olmayan bir yemeğe dönüştü. Hem buğday unu, hem yoğurt... Yukarıda mantı aşkımızı uzun uzun anlatma sebebime gelince: Düşünün ki mantıyı böyle çok seven iki insan aşağıdaki tarif sayesinde tatmin oluyorlar, mantı aş ermeleri geçiyor, üstüne bir de lezzetten coşuyorlar. 

Malzemeler
Yemek için
1 kilo kabak
250 gr az yağlı kıyma
1 kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
Zeytinyağı
 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
Su

Sos için
1 kilo manda yoğurdu
6-7 diş sarımsak (biz bol seviyoruz)
zeytinyağı
Kırmızı biber
Sumak
Nane


1. Kabakları iyice yıkayıp, kabuklarını soymadan minik minik küp küp doğruyoruz. 


2. Rondolayıp kavurduğumuz soğanlara kıymayı ekleyip suyunu bırakıp çeke yazana kadar kavuruyoruz.


3. Kıyma suyunu çeke yazdığı anda salçayı (ben tatlı biber salçası kullandım) ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.


4. Kabakları kıyma+salça ortaklığına ekleyip bir kaç dakika kavuruyoruz.


5. Kabakların üzerine kaynar su ekleyip kapağını kapatıyoruz. Kaynayınca altını kısıp pişmeye bırakıyoruz.


6. Kabaklar pişerken yoğurdu sarımsaklıyoruz ( ben Manda yoğurdu kullandım, hem daha doğal hem daha sağlıklı). Kabakların pişmesine yakın, minik bir tavada yağ ve kırmızı biberi birlikte pişiriyoruz.

7. Pişen kabakların üzerine sarımsaklı yoğurt, biberli yağ ve isteğe bağlı sumak ve nane serperek servis ediyoruz.


Kabak çok hızlı pişen bir yemek olduğu için aceleniz olan akşamlar için iyi bir tarif. Ben altını kıstıktan sonra, yoğurdu ve yağı hazırlayana kadar pişti yemek. Ama biz çok pişmiş sevmiyoruz, siz damak tadınıza göre daha uzun süre pişirebilirsiniz.

2 Aralık 2013 Pazartesi

Badem ezmesi

Daha önce bu blogu yazma sebeplerimden birinin yeni beslenme düzenime göre tüketmek istediğim ürünleri Türkiye'de bulamamak ve bu ürünleri evde yapmaya başlamak olduğundan bahsetmiştim. İnternette araştırma yaparken insanların sürekli bir badem ezmesi lafı etmeleri, yaptıkları smoothielere badem sütü ve badem ezmesi koymaları ve benim de smoothie olayına girmek istemem aslında her şeyi başlatmıştı. Bu badem ezmesi bizim bildiğimiz Bebek badem ezmesinden değil yalnız. Daha çok kavanozda satılan fıstık ezmelerine yakın. İngilizcede almond butter olarak geçiyor. Hafta içleri genelde sabah kahvaltılarında genelde smoothie içiyoruz ve badem ezmesi hem tok tutuyor hem de daha çok lif almanızı sağlıyor. Bir de üstüne çok lezzetli. Bu denediğim ikinci badem ezmesi yapma yöntemi. Bu tarif daha az malzeme içerdiği ve daha çok hoşuma gittiği için bunu paylaşıyorum.

Malzemeler
1 bardak çiğ kavrulmamış badem
1 yemek kaşığı zeytin yağı
1,5 yemek kaşığı bal

1. Bademleri blender'a atıp yavaş hızda paralıyoruz.


2. Haznenin yan tarafına toplanan bademleri aşağı itip paralamaya devam ediyoruz.


3. Paralamaya devam ediyoruz. Fotoğrafta kaslı kolları kadar gelişmiş bir sabra sahip biricik Volkan'cığımın parmaklarını görüyorsunuz. Ben kahvaltı hazırlamakla meşgul olduğum için, yanlara toplanan bademleri aşağı itme işi ona kaldı.

4. Bademinize ve kullandığınız aletin gücüne göre 10 dakika sonra kadar bademler bir araya toparlanmaya ve tek bir gövdeymiş gibi hareket etmeye başlıyorlar. O noktada balı ve zeytinyağını ekleyip 1-2 dakika daha çeviriyoruz.


5. Ağzı kapaklı bir kaba bastırarak koyup, buzdolabında saklıyoruz.


Badem ezmesini yapmak çok kolay ancak biraz sabır istiyor. Bademleri biraz fırında kavurursanız süreç hızlanıyormuş ama ben şahsen kavurmak istemedim.

Bu badem ezmesi marketlerde satılan fındık/fıstık ezmeleri gibi kremamsı bir yapıda değil. Onu yapmak da mümkün evde ama daha uzun sürüyormuş, ben de Volkan'a kıyamadım açıkçası. Belki dün aldığımız Tefal'in dört bıçaklı çılgın rondosuyla yapmak mümkün olur. Hatırlarsanız geçen hafta eski rondomun kapağını halletmiştim eve fındık ezmesi yapmaya çalışırken. Bu yeni rondodan oldukça umutluyum, satıcı kadın yanlarda toplanma sorunun olmadığını iddia etti, göreceğiz bakalım.

Dikkat çekmek istediğim bir noktada şu, eğer evde canavar gibi bir mutfak robotunuz ya da über çılgın bir blenderınız yoksa, tek seferde uzun süre çalıştırmayın aleti ki, benim yaktığım gibi yakmayın. bir seferde 10 saniye, sonra 1-2 saniye mola daha iyi bir tercih olabilir.

1 Aralık 2013 Pazar

Kestane tatlısı

Geçen hafta kestane mantarı sote tarifi verdiğimde pek sevgili Fulya'cım kestaneli bir tarif istemişti. Ben de önce internetten araştırdım ama içime sinen ya uyarlanabilecek bir şey bulamayınca kendim uydurmaya karar verdim. Oldukça meşakkatli ve maceralı bir deneyim oldu ama bence sonuç hepsine değdi. Gerçekten hem çok lezzetli hem de göze çok hoş görünen bir tatlı çıktı ortaya.

Malzemeler
 1 file kestane (manavda öyle satılıyordu, tahminen 600-700 gr.)
6 tane hurma
4-5 kuru kayısı
1 avuç goji berry
4 yemek kaşığı kaşık bal
Su (kestaneyi haşlamak için)

1. Kayısı, hurma ve goji berileri suya koyup bekliyoruz.



2.  Kestanelerin göbeklerini çapraz şekilde çiziyoruz. (Bu kısım benim için oldukça kolaydı, geçen sene Ankara'dan bir alet almıştık bu iş için. Züccaciyelerde var.) Sonra bol suyla kaynamaya bırakıyoruz. (Ben bu noktada kestaneleri ocakta bırakıp kahvaltı etmeye gittim. Sonuçları hoş olmadı. Şu an dibi tutmuş bir tencerem var)


3. İyice yumuşayan kestaneleri ocaktan alıp süzüp, soyuyoruz (bu aşamanın fotoğrafı yok, dibi tutmuş tencereden dolayı). Ben şahsen kestaneler haddinden fazla piştiği için aşırı zorlandım bu aşamada. Kestaneleri soymaktan çok, çay kaşığıyla kabuklarından kazıdım demek daha doğru olur. O kadar kestaneden yalnızca 1 tanesini bütün halde çıkartabildim. Ancak zaten püre haline gelecekleri için kestaneler sorun olmadı.

4. Kestaneleri püre zıbırıyla ezmeye başlıyoruz (Bu esnada kaslı kollarıyla şikayet etmeden yardıma koşan bir Volkan aşırı yardımcı oluyor :)). Süper Volkan kestaneleri ezerken artık suda iyice şişmiş olan (benim bu noktaya gelmem 2 saat kadar sürdü - kahvaltı da dahil tabi ki) kayısı ve çekirdeklerini çıkarttığımız hurmaları küçük küçük kesip karışıma ekliyoruz.


5. En kahraman Volkan, kestane karışımını ezmeye devam ederken tatlıyı koyacağımız kabı, tatlıyı çıkartırken zorlanmamak için streç filmle kaplıyoruz.


6. Artık iyice yumuşamış olan karışıma önce balı, en sonda goji berileri ilave ederek bir kaç dakika daha ezmeye devam ediyoruz.


7. Karışımı streç filmli kaba boşaltıp iyice bastırıyoruz ve bir kaç saat buzdolabında dinlenmeye bırakıyoruz.


8. Servis etmeden önce çikolataları ben mari usulü eritiyoruz. Ben daha önce verdiğim fındıklı çikolata tarifinin fındıksız versiyonunu kullandım, bir de evde bir kaç parça %70 kakaolu çikolata vardı onu ekledim.


9. Erimiş çikolatayı dilimlediğimiz tatlının üzerine dökerek servis ediyoruz. Kocamıza da kocaman bir öpücük vererek teşekkür ediyoruz.


 Dün akşam 3 kişi (biri ben) tadına baktı ve oldukça beğendi herkes (ben dahil). Kestane seviyorsanız tavsiye ederim. Vegan versiyonu için bal yerine agave şurubu kullanarak yapabilirsiniz.

İnternette ne olabilir diye dolaşırken pek çok kestane unu tarifine rastladım. Eğer bulabilirsem unu bir de onu deneyeceğim bakalım.

30 Kasım 2013 Cumartesi

Kimyonlu biftek

Aslında bu tarif iki gün önce yazılmak için planlanmıştı ama önce araya Emily Berry girdi, sonra da dün bloga yazmaya başladığımda beri ilk defa bilgisayarın başına oturacak vakit bulamadım. Çok hayırlı işlere gitti vaktim, o yüzden kendimi hiç suçlu hissetmiyorum açıkçası :). Kimyonlu biftek diye bir tarifin varoluş sebebine gelince: Volkan kimyona bayılıyor. Bir de yapması aşırı kolay :)

Malzemeler
6 dilim biftek
2 bardak domates suyu (ben de evde kendim yapmıştım)
1 kuru soğan
1 tatlı kaşığı acı sos (bunu da)
1 tatlı kaşığı kimyon
1 çay kaşığı zerdeçal
kırmızı biber, karabiber, tuz

1. Önce rondodan geçmiş soğanları biraz kavurup ısınan yassı tenceremize etleri foşlatarak atıyoruz. Etlerin iki yanı da hafifçe kahverengileşinceye kadar pişiriyoruz.


2. Bütün baharatları (tuz hariç) domates suyuna ekleyip karıştırıyoruz ve sosu ete boca ediyoruz.


3. Et suyunu iyice çekip pişince tuzu ekleyip 30 saniye daha ocakta tutuyoruz. Sonra da geçen hafta tariflerini verdiğimi kestane mantarı ve brokoli sote ile birlikte servis ediyoruz.


Ben bu defa yanında servis edeceğim yan yemekler sarımsaklı olduğu için sarımsak koymadım, ama yakışıyor, tavsiye ederim.

28 Kasım 2013 Perşembe

Emily Berry

Aslında bugün size kimyonlu biftek tarifi verecektim ama yaklaşık 10 gündür süren araştırmalarımda dün bir zıplama yaşandı ve bugünün tarifi günlerdir yenmeye çalıştığım bir mücadeleye tokat gibi bir cevap oldu. :).

Mücadele konusu Emily'nin yiyebileceği güzel bir tatlı tarifi yaratmaktı. Melisa ile birlikte geçen haftalarda aklımıza gelen bu fikir günlerdir aklımı kurcalıyordu. Bir kaç büyük hüsrandan ve çöpe giden bir iki düzine topkekten sonra, salı akşamı baz olarak kullanabileceğim bir kurabiye tarifi buldum ve dün akşam Melibom ile denemelerini yaparak son haline getirdik kurabiyeyi. Emily için hazırlandığı ve içinde Goji Berry olduğu için de adını Emily Berry koyduk.

Goji Berry Malatya pazarında ya da başka aktarımsı kuruyemişçilerde bulabileceğiniz bir kurutulmuş bir meyvecik. Kendisi bir süper besin olarak görülüyor ve kurutulurken hiç bir şey eklenmeden kurutuluyor (yaban mersininde falan hep şeker var gençler).

Tibet ve Çin de ilaç niyetine kullanılan ve besin değeri açısından dünyadaki en yoğun meyve olan Goji Berry'nin faydalarına gelince:


  • Bütün meyveler içinde en yüksek protein oranına sahip.
  • Yüksek oranda C vitamini ve bütün sebzelerden daha fazla karotenoid içeriyor.
  • Kalsiyum, selenyum, çinko gibi 21 mineral var içinde ve lif oranı çok yüksek.
  • Ispanaktan 15 kat daha fazla demir  içeriyor.
  • Anti-enflamatuar, anti bakteriyel ve anti fungal.
  • Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Yalnız çok önemli bir nokta, tansiyon için, diyabet için ya da kan inceltici ilaç kullananların tüketmeden önce mutlaka doktoruna başvurması gerekiyormuş. (Neden bilmiyorum, Onur bizi aydınlatır mısın?)


Malzemeler
2 bardak hindistan cevizi parçacığı
3 yumurta
4 yemek kaşığı bal
1 yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu
1 tatlı kaşığı tarçın
Yarım çubuk vanilya
1 avuç Goji Berry

1. Goji Berryleri 3-4 dakika oda sıcaklığında temiz suda bekletip iyice süzüyoruz. Vanilya çubuğunun içini kazıyoruz. Sonra da bütün malzemeleri bir kaba koyuyoruz.


2. Kurabiye hamuru yoğurur gibi aynı yoğuruyoruz. Malzemeler iyice birbirine karışınca bile normal hamura göre daha gevşek oluyor, merak etmeyin, pişince tutuyorlar birbirlerini.


3. Yassı yuvarlaklar halinde hamuru fırın kağıdı serilmiş tepsiye koyuyoruz.


 4. 180 derecede önceden ısıttığımız fırında 12-15 dakika rengi altın sarısı olana kadar (hep bu ifadeyi kullanmak istemişimdir) pişiriyoruz. Benim fırınım 13 dakika da pişirdi, biraz fırına bağlı o yüzden tam dakika veremiyorum.


Dün yaptığımız ikinci tarifti bu, ilkinde bazı sorunlar çıktı, tekrar bir yapmam gerekiyor. Düzgün olursa ikinci bir tarif daha olacak Emily için. Biz tarifi bulmaya çalışırken sürekli "onu yiyor mu, peki ya bunu? öbürünü de mi yiyemiyor, peki bu?" sorularımıza maruz kalan ve sabır ve neşeyle bizi cevaplayan Erk'e de buradan selam ederim.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Kestane mantarı sote

Her Real'e gittiğimizde mutlaka aldığımız bir ürün kestane mantarı. Şimdiye kadar sadece Real'de bulabildiğimiz ve oraya 3-4 ayda bir gittiğimiz için çok sık tüketemiyorduk. Geçen hafta Migros'a %100 keçi peyniri almaya gittiğimde bir de baktım ki, Migros'ta da satılmaya başlanmış. Hem de bir paketi 3.95 gibi bir şey. Hemen attım sepete, içimden Korece şarkılar söyleyerek eve yollandım.

Kestane mantarı bildiğimiz kültür mantarından tat olarak oldukça farklı. Daha yoğun ve gerçekten hafif bir kestane tadına sahip. Bir de pişirirken beyaz kültür mantarı kadar çok su salmıyor.ö

Faydası ne derseniz, demir ve protein açısından çok zengin ve A, B, D ve K vitaminleriyle, fosfor ve bakır mineralleri içeriyor. Bir de işte, çok lezzetli.

Malzemeler
1 paket kestane mantarı
3-4 biber
1 küçük soğan
2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı soya sosu (isteğe bağlı)
1 tatlı kaşığı pul biber

1. Önce mantarları soyuyoruz ve kökleri temizliyoruz. Mantarı soymak için şapkasının eteğindeki saçaklardan tutup yukarı, şapkanın tepesine doğru çekiyoruz. Aşağıdaki resimde yarı soyulmuş bir versiyonu var. Ben mantarları yıkamıyorum. Soyup, köklerin çok pis yerlerini kesiyorum. Çok gerekirse bir de ıslak bir kağıt havluyla siliyorum.


2. Mantarları kalın kalın dilimliyoruz. Küçük mantarlar 2 dilim, büyükler 3 dilim gibi düşünün.


3. Soğanları pembeleşinceye kadar kavurup, mantarları de ekliyoruz ve  kahverengileşinceye kadar kavuruyoruz.


6. Çekirdeklerini çıkartıp ince ince doğradığımız biberleri ekleyip kavuruyoruz.


7. Biberler biraz yumuşayınca (aman çok pişmesin eriyiveriyolar) soya sosu, sarımsak ve pul biberi ekliyoruz.

8. Mantarlar soya sosunu çekince altını kapatıp servis ediyoruz.


Biz pek seviyoruz, kırmızı etin yanına özellikle çok yakışıyor.

26 Kasım 2013 Salı

Brokoli sote

Bugün Kore esintileri taşıyan uzakdoğu usulü bir yemek ile karşınızdayım. Tam olarak kökeni neresi bilmiyorum. İçindeki susam ve susam yağı Kore'yi işaret ederken zencefil biraz Tayland havası katıyor. Nereli bilmiyorum ama pek lezzetli olduğu kesin.
Volkan da ben de brokoliyi çok seviyoruz. Genelde buharda haşlayıp karnıbaharla birlikte salatasını yapıp tüketiyoruz ama arada daha hızlı bir şeye ihtiyaç olduğunda bu tarif de mükemmel oluyor.

Brokolinin faydalarına hiç girmiyorum, bir dönem Türk televizyonlarında cıcığı çıkartıldı. Merak ediyorsanız, google'a "brokolinin faydaları" yazın binbir tane site çıkacak karşınıza.

Malzemeler
1 demet (baş?) brokoli
1 yemek kaşığı susam
2 diş sarımsak
1 parmak boğumu kadar zencefil
1 yemek kaşığı susam yağı
1 yemek kaşığı soya sosu  (glutensiz)
2 kaşık zeytinyağı
Yarım bardak su

1. İlk olarak 1 yemek kaşığı susamı küçük yağsız bir tavada kahverengileşene kadar kavuruyoruz. Aman diyorum başından ayrılmayın, hemen oluyor zırt diye yanıyor susam arkadaşlar.


2. Yarım bardak su, soya sosu ve susam yağını karıştırıp bir kenara koyuyoruz. Ben susam yağını aktardan almıştım, siz şuradan da alabilirsiniz.


3. Minik minik parçalara ayırıp yıkadığımız brokolileri zeytinyağıyla birlikte tavada çevirmeye başlıyoruz.
(Brokolileri bu kadar minik yapınca artakalan kökleri atmaya kıyamazsanız benim gibi, sebze çorbasında kullanabilirsiniz.)

4. Zencefili bıdık bıdık doğruyoruz.(Bu esnada brokoliler yanmasın dikkat edin)


5. Tavanın ortasında yer açıp burada zencefil ve sarımsağı birlikte kokuları çıkana kadar kavuruyoruz.


6. Hazırladığımız sosu da ekleyip bütün tavadaki herşeyi karıştırıyoruz.


7. Tavanın ağzına bir kapak kapatıp kısık ateşte brokoliler yumuşuyana kadar ve suyun çoğunu çekene kadar pişiriyoruz. Biz fazla yumuşak sevmediğimiz için bizim evde bu işlem 2-3 dakika sürüyor.

8. Brokolileri bir tabağa alıp, önceden kavurduğumuz susamı ekleyerek servis ediyoruz.


Bu yemek Kore yemeği mi bilmiyorum dediğim gibi ama Korelilerin yan yemek (Banchan) konseptine fazlasıyla uygun. Izgaraların yanında rahatlıkla servis edebilirsiniz. Üstelik hazırlaması da yarım saati geçmiyor.